reklam alanı

Urfa'da felaket yılı: Çekirge istilası, kıtlık, açlık ve göçmeler…

Şair ve yazar Bekir Urfalı, Diyarbakırlı rahip Mar Yeşua'nın "Urfa ve Diyarbakır'ın Felaket Çağı" adlı eserinde, 500 yılında Urfa'da yaşanan çekirge istilası, kıtlık, açlık ve göç dalgalarını ele alarak bu zorlu dönemin izlerini günümüze aktardı. İşte detaylar…

Urfa'da felaket yılı: Çekirge istilası, kıtlık, açlık ve göçmeler…

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şair ve yazar Bekir Urfalı, Diyarbakırlı rahip Mar Yeşua'nın "Urfa ve Diyarbakır'ın Felaket Çağı" kitabında, 500 yılında Urfa'da yaşanan çekirge istilası, kıtlık, açlık ve göç dalgalarını ele alarak bu zor dönemi okuyucularıyla paylaştı. 

Kitapta, halkın yaşadığı korku ve felaket yılı detaylı bir şekilde anlatılıyor…

İşte ilgili kısım:

“Bu zamana kadar şayialar ve görünen belirtilerle, ikaz ediliyorduk. Fakat gelecek için yurdumuzu dört yandan saracak ıztırap hakkında bir şey söylemeğe kimin dili varır? 

Bu yılın (500) Adar (Mart) ayında, topraktan üzerimize çekirgeler hücum etti. Çekirgelerin çokluğundan öyle tahmin ettik ki, bunlar yalnız toprağa bırakılan yumurtalardan meydana gelenler değildi. Ayni zamanda havanın kendisi de bunlan üzerimize püskürtüyordu, gökten üzerimize yağıyorlardı. Sirkeden çıkan bu çekirgeler, daha ancak sürünerek dolaşabiliyorlardı ki, bütün Arap bölgesinin, Ras’ayn(Resülayn) ve Urfa’nın bütün mahsulünü yalayıp yuttular. Uçmaya başladıkları sırada yayıldıkları sahaya, Asurya’dan Batıdenizi (Akdeniz)ne kadar uzanan bir çizgi yarıçap teşkil ediyordu. Ve kuzeye doğru da Ortaye sınırına varınca kadar yayıldılar. Bütün bu bölgeleri çöle çevirdiler. Ve içinde bulunan her şeye o kadar büyük zarar verdiler ki, daha savaş kopmadan önce biz gözlerimizle, Babilliler için söylenen: ‘Önünde memleket Aden bahçesi, arkasında ıssız çöl gibi’ sözüne tanık olduk. Ulu Tanrı esirgememiş olsaydı, insanları ve sürüleri bile kemireceklerdi. 

Zira duyduğumuza göre, böyle bir hadise bir köyde olmuş; çalıştıkları sırada körpe çocuklarını bir tarlada bırakan birtakım köylüler, henüz tarlanın öteki ucuna geçmemişlerken, çekirgeler hücum ederek yavruyu öldürmüşlerdi. Bunun arkasınca Nisan da mahsul ve öteki şeylerde pahalılık baş gösterdi. Buğdayın dört modii bir dinar (altm)a satılıyordu. Haziran ve Temmuz aylarında bu bölgenin ahalisi, yaşamanın bütün çarelerinden aciz kalmışlardı. Halk, kendisi için darı ekmeye başladı. Fakat bu da yetmedi. Çünkü mahsul gelişemedi. Yıl sona ermeden açlık ıztırabı halkı dilendirecek kadar aciz bıraktı. Öyle ki, sahip oldukları her şeyi, öküz, koyun ve domuzları yarı fiyatına satmaya başladılar. 

Çekirgeler ne insanlar için yiyecek, ne de hayvanlara otlak bırakıp çekildikten sonra, birçok kimseler yerlerini bırakarak batı ve kuzey kesimlerine göçettiler. 

Köylerdeki hastalar, yaşlılar, sakatlar, kadınlarla çoluk çocuk, açlıktan bunalan herkes, yürümeğe ve uzaklara gitmeğe güçleri yetmediğinden, ölmemek için dilenmek üzere şehirlere akın ettiler. Bu yüzden birçok köyler ıssızlaştı. Böyle iken bunlar, hatta çok uzaklara gidenler bile cezadan kurtulamadılar. 

İsrailoğulları ile ilgili olarak yazıldığına göre ‘Her nereye vardılarsa, Tanrının eli kötülük için onlara karşı idi’. Çünkü vardıkları her yere felaketler onlarla birlikte girmiş ve Urfa’ya girenleri bile yakalamıştı... “

 

Urfa'da felaket yılı: Çekirge istilası, kıtlık, açlık ve göçmeler…

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

0 Yorum

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.